22 Şubat 2019 Cuma Hutbesi Konusu ve PDF formatı İndir

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından her Cuma namazı için camide okunmak üzere bir hutbe konusu seçilir ve bu konu üzerine bir yazı kaleme alınır. Cuma Hutbesi için hazırlanan hutbe konusu bu haftada sabırsızlıkla bekleniyor. 22 Şubat Cuma hutbesi nedir, konusu ne gibi soruları merak edenler için detaylar bu yazımızda.

Geçtiğimiz hafta hutbe konusu HAYATI YAŞANILIR KILMANIN YOLU: DİN VE MANEVİYAT idi. Hutbede sıkıntıların, sorunların ancak imanla yoğrulmuş Kalb-i Selim(selim bir kalp) ile aşılabileceği ve dua ile Allah’a teslim olunması gerektiğinin altı çizildi. Bu haftaki, 22 Şubat 2019 Cuma günkü hutbenin konusu için TIKLA ve İNDİR

22 Şubat 2019 Cuma Hutbesi

YAŞLILARA HÜRMET, ÖMRÜMÜZE BEREKET

Muhterem Müslümanlar!

Mekke’nin fethedildiği gündü. Hasret bitmiş,

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) ve güzide ashabı yıllar

önce zorla çıkarıldıkları yurtlarına dönmüşlerdi.

Müminler sevinçle birbirine sarılıyor, böyle bir günü

lütfettiği için Allah’a şükrediyorlardı. Resûl-i

Ekrem’in hicret arkadaşı, sâdık dostu Hz. Ebûbekir

ise şehre girer girmez doğruca babasının yanına

gitmişti. İslam’ı kabul etmesini çok arzu ettiği

babasını alıp Resûlüllah’ın huzuruna getirdi. Allah

Resûlü, yaşlılıktan saçı sakalı ağarmış, gözleri

görmeyen Ebû Kuhâfe’yi karşısında görünce her

zamanki mütevazı, zarif ve hürmetkâr hali ile şöyle

buyurdu: “Bu ihtiyarı evinde bıraksaydın da biz

ona gitseydik olmaz mıydı?”1

Aziz Müminler!

Hayat, mevsimler gibidir. Baharı, yazı,

sonbaharı, kışı vardır. Hayatın her dönemi, ayrı

özelliklere ve güzelliklere sahiptir. Kul olarak iyi işler

yapmak, ibadet ve taat ile hayata anlam katmak için

bu dönemlerin her biri birer fırsattır. İnsanı kemâle

ulaştıran, olgun bir mümin olmanın huzurunu yaşatan

en kıymetli dönem ise yaşlılıktır. Yaşlılık, bedenin

yorulduğu ancak ruhun tecrübeyle yoğrulduğu bir

bilgelik dönemidir.

Kıymetli Müslümanlar!

Yaşlılar, Allah’ın dualarına icabet ettiği, ihsan

ve ikramına mazhar kıldığı kimselerdir. Milli ve

manevi değerlerimizi, kültürümüzü yarınlara taşıyan,

geçmişimizle geleceğimizi birbirine bağlayan en

değerli köprülerimizdir. Onlar, yuvalarımızın

dayanağı, bereket kaynağıdır. Ağarmış saçları,

bükülmüş belleri toplumumuz için birer rahmet ve

mağfiret vesilesidir. Sağlığının ve geçen yıllarının

kıymetini bilen bir yaşlı, güzel bir insandır. Çünkü

Sevgili Peygamberimiz, “İnsanların en hayırlısı

kimdir?” sorusuna cevaben “Ömrü uzun, ameli

güzel olandır”

2 buyurmuştur.

Değerli Müminler!

İnsanoğlu, ailesi ve çevresiyle sürekli irtibat

hâlinde olmak, beşerî ilişkilerini sürdürmek ister.

Yaşlılık döneminde bu ihtiyaç ve bağlılık daha da

artar. Yaşlıları hayatın coşkusundan uzaklaştırmak,

toplumdan dışlamak onları mutsuzluğa ve yalnızlığa

sürükler. Halbuki saygı gören, hali hatırı sorulan,

fikrine danışılan bir yaşlı, kendisini huzurlu ve

güvende hisseder. Yalnızlığın ve terk edilmişliğin

sebep olacağı sıkıntı ve bunalımlardan kurtulur.

Kıymetli Müminler!

Hayatta ilgi, sevgi ve desteğimizi en çok hak

edenlerin başında anne babamız gelir. Resûlüllah

(s.a.s), “Rabbin rızası, anne babanın rızasına,

öfkesi de anne babanın öfkesine bağlıdır”3

buyurmuştur. Anne babamıza göstereceğimiz şefkat

ve merhamet, onların huzurlu bir yuvaya en çok

ihtiyaç duyduğu ihtiyarlık çağında ayrı bir önem

taşır. Ömürlerinin bu en hassas döneminde onların

yanı başında olmak, ihtiyaçlarını karşılamak, hayır

dualarını almak bize Allah’ın rızasını kazandıracak en

önemli vesilelerdendir.

Bir evladın, yaşlı anne babasını kimsesiz ve

sahipsiz bırakması ise büyük bir vefasızlıktır. Nitekim

Allah Resûlü (s.a.s), yanında annesi ile babasından

biri yahut her ikisi ihtiyarlayıp da onların

hoşnutluğunu kazanamadığı için cennete giremeyen

kişi hakkında “Burnu yerde sürtünsün” buyurarak

böyle bir kimsenin nasipsizliğine işaret etmiştir.

4

Muhterem Müslümanlar!

Her yaşlıda kendi hayat serüvenimizi görmek,

akıl sahibi olmanın bir gereğidir. Bugünün ihtiyarları

dünün gençleri olduğu gibi, bugünün gençleri de

yarının ihtiyarları olacaktır. Rabbimiz bu gerçeği

Kur’ân-ı Kerim’de şöyle dile getirmektedir: “Allah,

sizi güçsüz olarak yaratan, sonra güçsüzlüğün

ardından bir güç veren, sonra gücün ardından bir

güçsüzlük ve yaşlılık verendir. O dilediğini yaratır.

O hakkıyla bilendir, kudret sahibi olandır.”5

O halde, küçükken bizi hayata hazırlayan

yaşlılarımıza biz de bugün ihtimam gösterelim.

Hayatlarını kolaylaştırmak ve tecrübelerinden

faydalanmak için üzerimize düşen sorumlulukları

yerine getirelim. Unutmayalım ki, yaşlılarımıza

hürmet, ömrümüze bereket katacaktır. Hutbemi

Peygamberimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifiyle

bitiriyorum: “Bir genç, ihtiyar bir kimseye

yaşından dolayı hürmet ederse, Allah da ona

yaşlılığında kendisine hürmet edecek birisini

hazırlar.”6

Kaynakça:

1 İbn Hanbel, VI, 350.

2 Tirmizî, Zühd, 21.

3 Tirmizî, Birr, 3.

4 Müslim, Birr, 10.

5 Rûm, 30/54. 6 Tirmizî, Birr, 75

Hutbeyi İNDİR <<< Tıkla